Uzun zamandır aradığım,
Samimiyetini çok beğendiğim,
İzlenilesi, hoş bir film: "Wall-e"
Pixar'ın yaptığı en yüksek maliyetli, animasyon filmiymiş. Hakkını vermek lazım, gerçekten de başarılı bir film olmuş.
Film Konusu:
Harap edilmiş, kirli ve kuru bir dünyada başlar hikâye. Yüz yıllar önce bütün insanlar, çevrenin kesintisiz kötü kullanımı yüzünden yaşanamaz hale gelen dünyayı "BnL" isimli, bir mega şirketin inşa ettiği uzay gemileri ile terk etmiştir. Vol-İ (wall-e) dünyayı temizlemek için üretilmiş bir robottur. İnsanlar bir gün dünyayı terk etmek zorunda kalırlar ancak giderken tüm robotları kapatmışlardır, Vol-İ dışında. Gezegende bir başına kalan Vol-İ yüzyıllar boyunca gezinir durur. Ancak bir gün gezegene Eve adında bir arama robotu gönderilir. Vol-İ Eve'e âşık olur; 700 yıl öncesinden kalma plazma televizyonunda 1969 yapımı Cici Kız (Hello, Dolly!) filmini izlerken yaşadığı hislerinin aynısını duyar. Vol-İ ile Eve galaksiler arası bir macera yaşarlar.
Filmdeki insanlarsa Axiom adlı gemide yaşarlar. Bir koltukta, yıllarca hareketsiz duran tembel ve obez insanlar yan yana otururken dahi birbirlerinin yüzüne bakmadan bir ekran aracılığıyla iletişim kurarlar. Burası insanların yiyecekleri yemekten giyecekleri renge kadar her şeyin yönetildiği otomatik bir gemidir. Burada insanlar obezite sorunları yaşamaktadırlar.
Geleceğin daha önce hiç hayal edilmemiş vizyonlarını içeren bu filmde Vol-İ'ye, aralarında bir hamamböceği ile bozuk robotlardan oluşan kahraman ruhlu bir topluluğun da yer aldığı ilginç karakterler eşlik eder. (Kaynak: wikipedia)
Filmin Özü:
Amerika, bir çok filminde dünyanın yok oluşunu, kıyameti konu edinmekte. Bunu, kıyametten korktuğu için mi yoksa insanları nihai sona hazırlamak için mi yapıyorlar bilmem ama; yine dünyanın sonunu konu edindikleri, ilginç; fakat keyifli bir film olmuş wall-e. Filmin başları biraz sıkıcı aslında. Sabretmek gerekli. Bu muymuş? diyor insan. Ama sonunda, film beklentileri karşılayacak, doyurucu bir "tema" sunuyor izleyenlere.
İnsanoğlu her an dünyanın sonunu hazırlamakta, sera gazları atmosferi her geçen gün daha da yoruyor. Kaçınılmaz son eskisinden daha da yakın. Peki, insanoğlu buna ne kadar hazır? Son yıllarda çıkan birçok filmin konusu nedendir ki bu. Yine de, değişen pek bir şey yok hayatımızda. Sadece izlediğimiz filmin arkasından bir kaç dakika - ah yazık, çok yazık diyerek, hayıflandığımız; ama hemen sonrasında unuttuğumuz gerçek.
Başka bir dünya yok. Bu nedenle, evimize, dünyamıza sahip çıkmak hepimizin borcu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder