"Sanatı doğru tanımlayabilmek
için her şeyden önce onu bir haz aracı olarak görmekten vazgeçmek; onu, insan
yaşamının koşullarından biri olarak görmek gerek. Sanatı böyle görmeye
başlarsak, onun insanların birbirleriyle ilişki kurmalarının araçlarından biri
olduğunu da görürüz." (Tolstoy, Sanat Nedir? s.48)
Şimdiye dek yüzlerce, binlerce kez sanat tanımı yapılmıştır herhalde. Hemen
her sanatçı, yeniden tanımladığı sanat kavramının içerisine ulvi değerler yüklemiş; insanı insan yapan en büyük marifetlerden
birisi saymıştır.
O insan ki, insanlığından
uzaklaştığı anda etrafına ölüm kusmaya başlayan, çevresine, tüm doğaya zarar
veren insan.
Ve sanat; o insana, insan olduğunu
hatırlatmayı kendisine görev bilmiştir. Amacı, hayvani duygularından ari bir
hayat sunmaktır sanatın. İnsana kendisini göstermek, kendisinden korkmasını
istemektir, böylece geride bıraktığı galiz
duygularından ari; saf temiz bir insan meydana getirmektir. Sanatın ulvi
amacına yakışır ifadeler düzmektir, sayfalar dolusu cümleleri bir araya
getirmektir sanatın amacı.
Ama yine de yetmez.
Hayatımızı
çepeçevre kuşatan, sonsuza uğramamış ufku içinde sonsuzu göremeyen, sonsuza
çıkamayan, onunla yüzleşemeyen, hesaplaşamayan, onunla korkup titremeyen, ondan
bunalmayan, ondan dolayı acı çekmeyen ya da yaşama sevinci duymayan sanatın
edebinden kuşku duyarım. (Ahmet İnam,
Edebiyat Üstüne)
Bugünlerde sanatın içerisinde
bulunduğu, temsil ettiği pozisyon hiç olmadığı kadar tartışılmaya muhtaç. Sanat
adına "deli saçması" bir
kaç metanın sergilenmesi, maalesef, sanatın değerini her geçen gün yitirmesine
neden olmakta.
insanlık, hiç olmadığı kadar sanata muhtaç. İçindeki o dipsiz boşluğu dolduracak, nice oyuncaklar
ararken kendisine, bulduklarının içlerinde belki de tek masumudur sanat.
İngiltere'de My Bed( Yatağım) adlı modern sanat (!) çalışması 2.2 milyon
sterline satıldı. (BBC) Yatağın etrafında sigara izmaritleri, boş votka
şişeleri, kullanılmış ve atılmış kondom paketleri... Ve bu çalışmanın adı:Sanat
(!)
Sanat; duyguların aktarımıdır, der
Tolstoy. Duygular ki; insanı, yüce ve ulvi olma yolunda taşısın. İnsana, insan
olduğunu hatırlatsın. Marifet, yaşananları tüm çıplaklığıyla anlatmak olsaydı
şayet; en iyi sanatçılar, sokaklardan çöpleri toplayan çöpçüler olurdu sanırım.
Çünkü, tüm sırrımızı, gizimizi bilenler yine en iyi onlar.
Kolay olanı ister her zaman
insanoğlu; ama bizler zora talip olmuşuz. Zor; bizi, biz yapan en önemli hasletimiz:
İnsanlığımız.
Korkmadan adım atmak gerekli.
Korkusuzca, insanlığın değerlerini ayaklar altına alanlara karşı yürümek
gerekli. Durmadan, korkmadan...
Sanatımıza,
İnsanlığımıza,
Sahip Çıkmak Gerekli.
Sedat YILMAZ
02.07.2014\Sarıyer

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder